oyunlar da oyunlar şu büyük oyuncak sepeti hayatta.... öyle ki yolda yürüken bile etrafında milyonlarca tane meleğinle oynayan şeyleri hisseder tebessümle bakarsın etrafa... kimi zaman zor olanlar çıkar karşına ; hani bir oyunun zor durumda kaldığımız stresli anları vardır ya... batakda son eli alıp batmamak gibi, okeyde senden sonrakinin bitmesi, satrançta mat olma, futbolda penaltı,hayatta yürümek gibi....

bol bol olarak yaptığım şey olan bu eylem sanırım beni çok sevmiyor olacakki her defasında kendisiyle haşır neşir olunca yüzüme bişeyler vuruyor.. al bide burdan yak bakalım diyor...

benimle çok iyi geçinemeyen bazı şeyler varsa da etrafımda bi o kadar sevenler var ki demek kolumsuz elimsiz kalınca sokak ortasında telefonu aldırdı elime de arattı birilerini....

hayat bazen yavaş çekim ilerler... ve genellikle senin o an ya da o ana yakın bi zamanda aklınızdan geçirdiklerinizi karşınıza çıkarınca yapar bunu... sen durursun etraf donmuş, sana doğru yürüyen bişey görürsün yavaş yavaş; bi an önce geç ne olur diye yalvarırsın da gözünü arkaya çevirir dakikalarca bakarsın arkadan... aslında istediğin çekim kuvveti denen o etkiyi yaşamışsındır ama anlam yüklemelisindir ya olaylara...

dedik ya bu oyun çok kalabalık.. milyonlarca melekle oynanır öncelikle....ve onlar görünmedikleri için kör ebe sen olursun genelde...en çok gördügünü sanan sen...
trafik tıkanmış,yol ilerlemezken sen bilemezsin.. fikrini değiştirip ben oraya değil şuraya gideyim derken aklında tek şey zamanın geçmesi olur genelde... ama oyunun bir parçasıymış meğer diyemezsin... erken durakta inmek mesela... yaylana yaylana geçmek fırtına olman gereken yollarda. akabinde senin yanındaki meleklerden oyunun diğer tarafındaki kısmıda da birilerini alır getirir kucağında zamana katmış. evet evet sende şurdan yürü bakalım diye diye hemde...

veeeeee perde....

bahsettim ya; işte orada başlar hayat yavaş çekime.... elinde patlamış mısırlarla seyre dalarlar melek kardeşlerimiz bunları .. bakarlar körebeleri ne yapar görünce içinde kalmışları,hayalleri, yolları, söylenmemiş sözleri, bakılamayacak gözleri...

komedi mi, dram mı demek çok isterdim size.... cevabı meleklerimizde...

sessiz mi, gül kokulu mu ya da kokuyor mu, nemli yada ıslak mı yada ne bileyim hissiz mi?

hani derler ya .... güle yel değmiş diye....

gül müyüm yel mi acaba?

Yorumlar

e.d dedi ki…
bu kadar çok konuşunca işte insan. Aynı pencerenden bakıp, neredeyse aynı benzetmelere gidebiliyormuş meğer...

komedi tabi ki , dram kovsan da gelir bulur seni :)
diamandi dedi ki…
belki macera polisiye... bilmiyoruz ama dediğin gibi aynı düşünmek yada aynı bakmak olayı... :) hayat gelip buluyo beni zaten.. milyonlarca kişinin içinden hemde :)

Bu blogdaki popüler yayınlar

16...

iyi ki doğdum :)))

"adam" lık