Kayıtlar

Temmuz, 2009 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

dön ki gülesin...

gel ki göresin! ... beklemek; kavuşamamanın yalın halidir.. kalmak, gidememenin birinci tekili... dönebilmek, vazgeçebilmenin istek kipi, üşümek; gülememenin sırdaşı... sen, bensizliğin üçüncü tekili ben ise sensizliğim birinci çoğulu....

uyandı çocuk... hatta büyüdü belki de...

Resim
"ama yapmayın dedi o daha bir çoçuk...." bana bir şeyhler oluyor oyununda en can alıcı repliklerden biri... aklıma geldikçe bir hoş olurum hep... hep; " ama benim hayallerim?..." diyesim kalır... içimde bir yerlerde kalan küçük zıpır bir çocuk.... neden yazmayı öğrendimki derim bazen kendime.. neden okuyorum ya da.... garip bir çaresizlikti aslında bunların öğretilmesi bize... zaman işte...

gecenin yolculuğu....

Resim
.... öyle bir yoğunluk düşün ki; tek damlada seyrelsin... ve bu damla gözyaşım olsun... ve bu gözyaşı, iki göze ait olsun... ve o iki göz; senin olsun... ve sen asla benim olmayasın... ve ben.....

karlar düşmese de günler geçer...

Resim
havasından mı suyundan mı bilinmez ama hayatın yaşanılırken farkettirdiği en çarpıcı şeylerden biride bıkkınlıktır zannımca... zamanın geçerken üzerimizde bıraktığı aşınmanın verdiği bütün toz parçalarımız gibi birgün belki kum olmayacağız ama tam manasıyla ufalanmanın verdiği hüznün bütün yaşanılasıyla birlikte bir olmak gibi bi tanım geçti aklımdan... hayatın aslında kavram ve tanıma ihtiyacı yok iken nedeni bilinmez bir açıklamaya katgıdıyla yaşayan diamandi birgün evinde otururken yaşar, yaşarken de anlar ki yürümek ile gitmek arasındaki tek farkın sonuç olanın idrak edilmesidir...yani gülün ve papatyanın da çiçek olmasıyla değişen tek şeyin koku olmadığı gibi bişey...güzel şarkı sözlerinde olduğu gibi " güller yare sevgi kanıtı; benim elimde papatya..." çılgınlık sadece atlayıp zıplamak mı, yoksa gülmek de bir çılgınlık kategorisi mi? öyle ya da değil inadına gülmek gibi bir hüzün....ölmeden önce yapmamız gereken hiçbirşey gibi... hiç birşey yapmadığınız zaman şunun fark...

vefanın gönlü...

çok yarış kazanmış bir yarış atı gibiyim... ayağımı burktum.. bekliyorum ölümümü vefanın son deminde....

TÜRK OLMAK.......

Resim
efenim nedendir bilinmez ama hissiz bi dönemim... havaların etkisini es geçmek olmayacağı gibi bu günlerin verdiği vehamti de eklemek lazım. bütün milliyetçi damarlarım kabardı sanırım ki günlerdi TÜRK lerin üzerindeki sözüm ona "BÜYÜK OYUN" ların kapsamında yapılanları dehşetle incelemekteyim... çok büyük bir klişedir belki ama "TÜRK ün TÜRK den başka dostunun olmadığı" nın net ve acı sonuçları ve ortaya çıkışları bellidir. her zaman olduğu gibi, şimdilerde de yönetimde pısırık olan TÜRK lerin ana diyarı TÜRKİYE CUMHURİYETİ hükümetleri yine benzer tavırlarla bir nevi "anne Çin saçımı çekti" çocuksuluğu ile, G8 denen "lordlar kamarasına sizi şikayet ederim bak aaa..." dedi... dedim ya milliyetçilik damarlarım sanki vücudumumu terkedercesine kabardı. mantıksız sözlerimi buna veriyor ve dediğim gibi; günlerdir izlediklerim, okuduklarım ve görüşlerimle düzenlediğim edinimler bana, "acaba mı?" sorusunu sordurdu... TÜRK ler üzerinde oynanan...

kimsiz....

Resim
ben neyim, sen kimsin, bize neden? yol yok ki: yollarımda olasın... ben yokum belki de; gözlerim bulmaz sıcaklığını. aynaalrın yalnızlığında birlikteyiz... bu gördüğüm sen misin? gözlerimdeki yaşlar mı temizliğin. imkan yok ki sevdiğim; yanındaki ben kimim?

sevgili günlük

sevgili günlük... bugün uyandım.... sevgili günlük... bugün uyuyorum.... arası vb hayatım..... sadece günlüklerime sevgili diyorum....

hissimsi.....

tarifi olmayan hislerden başlamıştık en son... mutlulukdan bahsetmiştik ya; akabinde tabiki acı gelecek....tarifi olmasa da yaşanması en mümkün hisler diyarından kapımıza.... sahi; acı ne renk bilen var mı???