sabah sabah boğazın bütün ihtişamına rağmen insanın içinde hissettiği bir gariplik soğutuyor burayı. etrafında işlerine güçlerine yetişmeye çalışan tedirgin insanların olduğu bir boğaz; üzerindeki güneşin ve vapurların bütün güzelliklerine rağmen aceleci bir tavırla ya anadolu yakasını avrupaya ya da avrupa yakasını anadoluya bir an evvel aktarmanın telaşını yaşatıyor. adına şiirler, şarkılar, kitaplar hatta hayatlar yazılan bu kent, güzelliklerini bir vapur düdüğü ile yineliyor... beşiktaş sahilde; vapurundan inenlerin tam önünde ilk rastlaştıkları bir güvencin ölüsü özgürlüğün, keşmekeşin hatta bu kentin bir şehidi belkide... dönüp bakan bile olmuyor. birkaç yüznü ekşiten dışında. saatlerine defalarca bakıp, ipadlarını kulaklarına iyice yerleştirip deve ediyorlar yollarına. şimdi bir temizlik görevlisinin süpürdüğü kovada bizim güvercin... saatlerine bakanalrsa hala dolmuş için sırada... gidilmesi gereken yere yine daha erken varacak güvercin. kuş olmanın özgürlüğü uçmada değilmiş de...