modern mum ışığı

yağmur... hele de sahur vakti...yağmur hakkındaki fikirlerimi çok yazdım ( bide mozilla,chrome kullananlar bilir sağ ve sol sayfalardaki bloglarda da güzel güzel yazıldı) tekrarlayacak değilim ama yine de bi güzel... balkondan bile ıslatmak kafanı çok güzel helede hiç ışık olmayan sokakda... gece 2 suları başlayagelmiş sanırım ki çok üzgünüm bu gece migren illeti bırakmadı yakamı ki uyudum! :(
niye girdim ben buraya? :) ha sahur :)....
durgun bi gece muhteşem bi tempoyla girdi sahura. olaylı bi şekilde kalktım sahura bu gece :)) tedirgin ve korkuyla baktım bikaç saniye ve sonra peder beyimin çakmak ateşinin ışıgıyla eve girmeye çalışmasından kaynaklanan bu karmaşaşı anladım gülümseyerek. zat ı alisi, kıraathane denen; sözüm ona içindeki tek kıraat şskambil kağıtları ve üzerlerindeki harfler olsa gerek ha bide gazeteler var muhtemelen :)neyse...
hasılı; çakmak ateşinin ışığıyla eve giren ve evde mum ve diğer aydınlatıcı envanterin bulunmasıyla panik geçicibi süre tedavülden kalktı :)
asıl panik bende başladı bundan sonra gülmeyle beraber. modern insanın ( ki aynanda sık sık karşılaşırsınız kendisiyle. benim gibi bakmıyorsanız sık bilemem tabi...) ne kadar alıştığını gördüm teknolojimize kolaylıklar adına.ne var bunda denebilir belki denmelidir de tabi :)
gülme sebebim yağmurda balkondan bakarken kafama gelen birkaç yağmur zerresiyle birbirimize bakıp 78 yılında ülke değişitirip türkiyeye gelen ailemin şuan ikamet ettiğimiz eve ki 80 yılının başı oluyor zaman( o zamanlar ben kuvvetle muhtemeldir ki anadolunun herhangi bir portakal bahçesine çiçek olarak bile yıllar sonra teşrif edeceğim :)) buralara yerleştiklerinde buralardaki altyapı (yada alt diyeyim yapısı çok sonra geldi çünkü) tam gelmemiş ne elektrik ne de suyun olmadığını anlatırlardı. ozamanlar evlerde gece konuşmaları ve elektrigin olmadığı zamanlarda gaz lambası eşliğinde oynanan oyunlar ve hazırlanan sohbetlerin ev ahalisinin elektrigin gitmesiyle ya da gelmemesiyle alakalı hatıraları var. bunlar gelince akla garip bi hal alır, aslında benim bile pek yaşamadığım bu durumun nasıl bir duygu olduğuyla alakalı akla gelen kısıtlı fikir ve tecrübelerimle hoşluğunu ( ki onu da şimdilerde elektriğin olmasıyla hoşlaştırıyorum ) idrak ediyorum.
sonra aklıma; okuduğum bir tarihi romanda, yazarımızın bir olayla ilgili kurduğu ve içinde mum ışığının onure edildiği ve kendisinin ne büyük bir niimet olduğunu yazdığı bir cümle geldi.
modern hayatımıza, elektriğin girmesiyle (pek çoklarımıza göre elektiriğin icadı hatta şuurunu kaybedip buna ışığın bulunması diyerek değer kattığı görülmüştür:) )
ve yerleşmesiyle aslında çok da kolaylık değil ya da kolaylığın yanında bi o derecede de bağımlılık yatarmasıyla alakalı zorunluluklar oluşturduğu bir gerçektir sanki;)
modernitenin trihi ve sosyolojik etkilerini anlatacak ve incelemesini bir başka sayfaya bırakaraktan :D kendimi şuan sesiyle birlikte cezbolduğum muhteşem hislere girdiğim yağmurun kollarına bırakıyorum....
Not; yazı mum ışığı altında yazılmıştır! :) bitişinde de mum üflenmiştir...
ve migrenim hala beynimde kolbastı oynamaktadır....
20.09.2008 / 05:20
Yorumlar
tesadüf ya şuan izlediğim filmde bi cümleye denk geldi bu yorum...
"dünya artık çok sessiz... sadece dinlemeliyiz..." ;)
ilk fırsatta gerçekleştiricem mum ışığında yazma eylemini :)
:))
tam bu son yorumunuza cevap yazacaktım ki bilin ne oldu :) elektrikler kesildi :)))) tevafugunda bu kadarı :)
ne diyeceğimi hatırlamıyorum ama mum ışığında yazmayı çok özlemişim :))