Kayıtlar

Haziran, 2009 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

zırva@hknsntr :)

zamanın sisli sabahlarında uyanınca, yine bu sabah anlamsızlığını merak edip günün, kahvaltı ederken düşündüğüm şeyin " yaşamanın aslında ne kadar güzel birşey olduğu" ile ilgili olduğunu farkettim. gereksiz mutluluğumun akabindeki mutlu sabahlarımı seviyorum...hiçbir şeyin tarifini yapamaz olduğumuz gibi bunun da bir tarifini yapmak önemsiz:)) güneşli birgünde kadıköy moda sahilinde gezerkene mutsuz omak ancak psikopatlığın sınırlarında olacağından olsa gerek misk gibi kokmak güne... zırvalamak bile zevk veriyo buy gece.... ben böyle değildim :)))

iletiş (i)(tiş)in....

evet kağkar.... başladı yine oyun... bir ay dayanabildi hayat bana.... gelid yine üzerime üzerime.... iletişim... iletişmek.... ne demek ki? konuş konuş nryin çözümü ki? konuşurken kimsdenin suratına, gözlerinin içine bakmamış olmuşum bunu farkettim bu gece... " bu akşam seni çook özledim... bütün şarabı tek başıma içtim.... kırgınlığım bile geçti.... kalmadı... şimdi bunlar geldi içimden..... dediği gibi şebnem ablamızın... offf diyoruım sadece.... mutsuzum sanırım bu gece....uzun zamandır ilkkez hissettiğim bişey var bu gece... kukusunu almıyorum günün......

”Doğa ile Barışık İnsan” Yaratıcı Fotoğraf Atölyesi

Resim

fotograf yarışması.....

Resim
pek sevgili arkadaşlar sizleri Genç Çevre Girişiminin yapmakta olduğu ve proje grubunda yer aldığım etkinliklerle başbaşa bırakıyorum... ilgilerinize..... aynı yarışma kapsamında ilk adım olarak da fotograf atölyesi yapılamktadır. Yarışmanın adı : “Gençlere Özel” Amatör Fotoğraf Yarışması. Yarışmanın konusu : “Doğa’nın Direnişi” İnsan da doğanın bir parçası! Oysa insan kendini doğanın sahibi olarak görüyor. Yasarken doğanın canından çalıyor; havasını, suyunu kirletiyor; sonra kirlettiği ile baş başa yaşıyor. Oysa bilmiyor, doğa tükeniyor… Yarışmanın amacı : Gençlerin ilgi duyduğu bir konu olan fotoğrafçılık sanatı aracılığıyla, gençlerin çevre bilinç düzeylerini, çevreye ve çevre sorunlarına karsı duyarlılık düzeylerini arttırmak. Kapsam : 17-25 yas aralığındaki gençler.

rüzgarlı bir gecede....

Resim
odasında oturmuş bütün düşler gibi kokuyor şimdi gece bana..... biraz hüzün biraz karanlığının içinde saklı bir geçimişi var yine... kafasının karmaşasından geçmiş bütün sular gibi duru gibi görünse de artmış kirlilik yüküyle arıyor boşalmak kendini bırakacak bir deniz daha... cohenin eşlik ettiği bütün gecelerim gibi şimdi gülüşlerde gözlerim. bir gülüşün karanlığa en yaklaştığı zamandır; gecenin rüzgarı... şimdi rüzgarlı bir gecede, alabildiğince yapraklı bir ağacın önünde, hiçbir güneşin değmedi yoprak gibi sana çiçek veriyorum....

gülün gözleri....

Resim
bir gülün bir aşka en çok benzediği yerdeyim... bir aşkın en güzel koktuğu sırada solması gibi... bir goncanın gül olmasını bekliyorum. ellerim sen, gözlerim sen... bir adım atsam belki de yanındayım. bilemiyorum. ne gül soldu ne de dikene acı sızılarım... güllere yazılmış bir şiir kadar hüzünlü, güle vurgun bir bülbülün mutluluğu bu gece masmavi gece... masmavi; soğuk bir kış gecesi gözlerin. titremesem bakamam gözlerine....

gecenin bir yarısı ve minibüsler :))

askerden geldikten sonra özlemeninde vermiş olduğu şevk ilen bayağı gezmelere vurdum kendimi efenim. şimdi gezince de akşamın hatta gecenin ilerleyen saatlerinde evime dönerkene geç saatlerden dolayı kalan tek ulaşmım araçları olarak taksilerin alternatifi minibüsleri kullanıyorum genelde :) geçenlerde bi gece yine böyle bi eve dönüş senaryosunda yorgun bi halde gece 2 gibi bi saatte dönerken minibüste arka koltuga bayılır vaziyette attım kendimi.. neyse bikaç durak sonra 30larında bir adam bindi, parasını verdi arkadaş geldi arkaya oturduuu... arka koltukta sadece o ve ben varız şimdilk :) neyse dönüp dönüp bakmaya başladı... bende döndüm tanıdık geldi yüzü... nerden bileyim... neyse selam verdim efenim...; .... b : iyi geceler... o : iyi geceler :) b : :s o : çok sıcak değil mi? ( tişörtünü sallamaktadır.. hafif kilolu bi arkadaştır kendisi.) b : evet. saat kaç oldu hala sıcak... (garip bişeyler sezdim önüme bakıyorum...) o : ya sorma bu saatlerde de tek başına zor oluyo.. hırlısı ...

kör sabahın güneşinde...

Resim
ve yine hayat uyandı... tramvay, minibüsler, araba ve yollarda yürüyenlerin ayak sesleri, işlerine gidenlerin sesleri işitilmeye başlandı sokaklarda. balkondayım... temiz hava. hafiften güneş çarpıyor. güneşin serinliği, kuş ve horoz sesleriyle bölünüyor titreyişim. müthiş bir koku. bakonumun önündeki ceviz ağacının serinliğiyle, rüzgarın hışırtısı ile. gözlerde sen... yanımda ol isterdim.olmalısın içinde bu anın. yanımdasın oysa sen ellerimde... ne kadar zamanla... akıp giden biziz zaman suyunda....

fırtına öncesi dolunaya bakmak....

Resim
Aşk neyin kısaltılmışı? demişti bir kitapda birisi.... gecenin bir yarısı aklına gelen cümleler içinde, aklına gelen bir soruydu sadece. aşık olmaktan kaçan, belki de unutan biri olarak, aslına bakılırsa hatırlamak bile istemeyen biri olarak... aşık olmak suçtı ne de olsa. aşkımızı itiraf ettik çünkü yıllarca. aşkımızı hissettiğimiz insan düşmanımızdı ne de olsa. karşı cinsimiz olarak ifade ettik yıllarca. oysa ben kendimi bulmuştum sende. karşı cinsim olmamıştın hiç. hiç karşımda olmayacaktın oysa. yerin; yanım olacaktı ömür boyunca... şimdi korkar oldum yaşamaya... korkmak için bahane bulmak kolaydır hislere.. sadece istememek yeterli olsa da bir şarkıyı dinlemek bile götürebilir seni her yere. hayal etmiş olmak, hatırlamak, üzülmek ve benzer bütün hisleri yanında biriktirmek... ardına bakınca sadece bunları görürsün "aşk kumbaranda". hatırlıyorum ama neyi olduğunu bilmiyorum. öznelerimle bile çelişiyorum. ben ve o olarak konuşuyorum kendimle. nedenini bilmediğim bir yabanc...

bir hikaye denemesi.....

Resim
bir sokak ortasında... daha önce hiç gelmediği bir semtin bir sokağının, o otantik havasının ortasında kalmış eski, eski olduğu kadar da ilgi çekici evlerin pencerelerinden sarkan, o ılık nisan rüzgarının da etkisiyle havalanan perdelerin altından suçlı bir eda ile baktığı evlerin birinin içinde görmüştü, "daha önce böylesine rastlamadım" dedirten güzeli... elleri pencerenin kenarında, oturur vaziyette seyrediyordu sakini olduğu semtin sakin sokağını. arkasından gelen müziğe eşlik eder bi tavrı vardı, işve ile ağız oynatmasının altında besbelli. " o kadar güzelsin ki" dedi içinden bakmamak için çaba sarf edemeyecek kadar çaresiz genç ilk görüşünde pencere güzelini... gözleriyle göremediği her şeyin sevgi bağlamında bir karşılığının olup olmamasıyla ilgilenmediği zamanlardı. birilerinden, bişeylerden kaçmış ve bunu da sürdürmek için elinden geleni yapmış biri olarak yüzleşmek istemediği bir duyguydu AŞK... böyle kaldıkça da yüzleşemeyeceğini biliyordu. beklemenin ve ...
Resim
kısa soluklu uzun yaşamlar.... dolunaylı bir gece de istanbulda.... sesler sana gelmek ister.. için kıpır kıpır.. hoplamak, çoşmak, zıplamak ister... hayat güzel der. yaşamak da... hepsinden güzel istanbul var serde.... " istanbulda yaşamak güzel" derim.... dolunay... istanbul moda sahili... yanında hoşsohbet... yansıması sularda dolunayın... içi kıpır kıpır bi sevinç... gözlerde parlama... evet böyle olmalı insan... böyle doğmalı gece. böyle bitmeli karanlık... yar istanbul.... gözleri adalar... boğazında bir gerdanlık gibi köprüleriyle cesur durmakta.... parmağında tek taş yüzük gibi kız kulesiyle.....

yazbahar....

Resim
çoğunu yağmurla uyanmış bu sabah.... bense ıslaklığını kalkınca gördüm sadece. şimdi çıktım dışarı. rüzgar hazırlıyordu bir galaya yağmuru yine. bi flaş patlasa yeterdi düşmeye damla damla yeryüzüne... sonbahar aylarında havaların serinlemeye başlamasıyla birlikte rüzgarın yağmur öncesi esmesi gibi garip bir huzur doldu yine içime. sanki aynı hava dışarıda. sonbahar ayılarından birinde değiliz belki ama yazbahar oldu mevsimimiz yine. güzel bi hava... yağmur yağmalı bu gece... yağmurla uyandınız... yağmurla uyuyacağım bu gece......

aynada gamzeme bakarken....

Resim
hasretini yazmanktan bıktım. aşkını özlemini ve hayallerini anlatacak dermanım kalmadı. bilmediğim bir şehirde, tanımadığım birine aşıksın belkide. yolunu kaybetmek kadar doğal kayboluşun... ya yokluğunda şekil bulacaksın; ya da yolunda kaybolacaksın. en büyük korkum; vuslatım sana. git ellerin ol!! hatıra kalayım sana.... sobası yanan odada buğulanan cam gibiyim. bir tek parmaklarınla yazmalısın bana. " civa" senin için bir element olsa da hala. bir hikaye kadar hüzünlü bitemezdim sana. " gamze sadece yanakta olmaz; ayın etrafındaki ışık süzmesi aylin gibi en gerekli anın ışığısın bana hala ne de olsa" hknsntr 03.01.2009

sorumtrak....

Resim
gecenin bir yarısı yine. düşünüyorum.... varlık amacıyla, varolmak arasındaki bağlantım koptu yine. "farklılıklarım nedir?" derken farkımın bu olduğunu anlıyorum; "hep soruyorum. çok soruyorum." diye... cevabını alamayacağım hatta bir cevabını beklemediğim tüm soruları soruyorum kendime. ortada kalmanın belirsizliği ile sonsuzluğa alışıyorum. bütün kısıtlı hislerimle sonsuz oluyorum. içimden geçen bütün nehirlerin suları gibi akıp giderken zaman içinde, bir cümle daha savuruyorum atmosferde biriksin diye.... * "bir ayrılığın, uzun bir yolculuğa çıkmanın, bir şehre son kez bakmanın burukluğu ile baş etmeyi öğrendim sonunda." gerçeklten alışıyor muyum? hüzün için çok genç değil miydim? hayat benim için toz pembe olmamalı mıydı şimdilerde? aklım niye bi karış havada değilde yerin dibinde? tüm hayallerim niye engelli koşularda takılıp düşmüş atlar gibi buruk bir hisle ölümü beklemekte? * " düşünmek ile susmak arasındaki orta noktada." ılık bir ankara...

ayın ışıgı.....

"ayın etrafındaki ışık süzmesi..." dedi " aylin"... bir 2 şubat gecesi... ayın etrafı 21. kezteslim oluyordu ışıklara... şimdi olsa elimde bir telefon,baksam uzun uzun.... ışıklanır mıydım bilmiyorum... 02.02.09

aynada......

Resim
“Aynadaki görüntünden ne farkın var? “ dedi durgun ve solgun gözleriyle süzerken kendini… keyifliydi. Belki de bunun içindi bütün bu kendini özleyişi. Hiç bu kadar umutlu olmamıştı aynada. ... Gülmek bile geldi içinden. hayırladı birden " ağlayacak kadar bile umudum yok" dediğini..... şimdi gülmelere başlamıştı... neyin ilacını içmişti bilmiyor.. ama iyileşmişti... bü sabah aynada gülerek baktı kendine....

zırva.......

çivisi çıkmış dünyanın sanırım... neyse ki çivi değilim.... çilingirin yok anahtarı; kapı değil ne de olsa kilitli.... kilitli olan gönlü....