Kayıtlar

Aralık, 2009 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

evveli askerden kalanlar....

bir gece; beklerken geçmesini zamanın, aklının en ücra köşelerinden geçen bütün hislerin ve düşüncelerinle yoğunlaşıp hayallerine, beklenilenin sabah karşında olamayacağını anlayınca hüzünlenip, ah vah edip hırpalıyorsan hala kalbini; platonik bir hayatın en derin kuyularından birinde, kendini kaybetmiş bilakis kaybolmuş girdaplarında beyninin, bir kişi olarak gözlerini; yarısı bir yola bakan, yarısında silik bir şekilde seni gösteren, hafif loş bir salondaki o camdan bakarken, yola değilde kendi yansımana, hissedersin ağladığını içinin... ASLINDA AŞIK OLMANIN BİR YALNIZ KALIŞ OLDUĞUNU VE HERHANGİ BİR BİRLİKTELİĞİN HİÇBİR AMAN BİR AŞK OLAMAYACAĞINI... bütün anlamsızlıkların anlamını bulduğun. aslında düşünürken bile o olduğunu, hiç bırakıp, bırakılıp kalmayışının bir yakınlık oluşunu... gecenin birinde, yıllar evvelinden gelen bir hatır; seni, götürecekse geçmişe. hala ağlatacaksa gelmemiş günlere. ağlarken aslında bu durumun onlarca hatanın bedeli olduğunu anladığında, bağıra ba...

beyaz mürekkep ile gözlerin.....

siyah sayfalarıma beyazmürekkeplerimle çiziyorum gözlerini baktığın bütün anlarım gibi aydınlığım bir ışık için fazla karanlığım beyaz mürekkeple böldüm geceyi

yüzünde.....

Resim
güzel bir giriş yapmıştı hayatına... bir yaz günü şarkısı kadar güzeldi melodisi.... duyup duyabieceği en güzel ses gibi gelmişti ilk anda... sonra vazgeçti çelişkisinden... sokak lambasının altında karıştırdığı derginin sayfalarında görmüştü ilk kez resmini.... yine gördü o resmi..... sabitlendi bakışları sayfaya... ışığın kuşe kağıda bütün yansımasıyla parlayan tam orta yerindeydi yüzü... saniyelerce kapalı kaldı gözü sonra... neler geçmemişti aklından ki? bütün hislerinin içinden geçen kalbinin sızısı mıydı? elleriyle kontrol etti dayanmak için lamba yerinde miydi? kısa bir süre de olsa şuur kaybetti görünce gülen yüzünü bir dergide... oysa ilk kez tanıştıkları yer de burasıydı... böyle başladı bir yüze aşkı insanın... sadece yüzüydü hakkında bildikleri...kimdi, neydi, neredeydi? bilmiyordu ve önemli de değildi... o görmüştü işte... manken değildi. bir haberin kahramanıydı sadece. çok uzaklardan gelmiş gibi sarıldı yine dergiye... kimse anlam veremiyordu ne yaptığına. kendisi...

can yücel anlayamadım

 pek yaptığım birşey değildir ama üstad perçinledi beni ekrana... defalarca okuduktan sonra bilenlere hatırlatma bilmeyenlere selam olsun diye yazmaya karar verdim... bir sohbetim esnasında bana cevaben söyleniyor....teşekkürler dileyerek.....can yücel anlayamadım diyor Bunca zaman bana anlatmaya çalıştığını,kendimi bulduğumda anladım. Herkesin mutlu olmak için başka bir yolu varmış, Kendi yolumu çizdiğimde anladım.. Bir tek yaşanarak öğrenilirmiş hayat, okuyarak,dinleyerek değil.. Bildiklerini bana neden anlatmadığını, anladım.. Yüreğinde aşk olmadan geçen hergün kayıpmış, Aşk peşinden neden yalınayak koştuğunu anladım.. Acı doruğa ulaştığında gözyaşı gelmezmiş gözlerden, Neden hiç ağlamadığını anladım.. Ağlayanı güldürebilmek,ağlayanla ağlamaktan daha değerliymiş, Gözyaşımı kahkaya çevirdiğinde anladım.. Bir insanı herhangi biri kırabilir, ama bir tek en çok sevdiği acıtabilirmiş, Çok acıttığında anladım.. Fakat,hakedermiş sevilen onun için...