Kayıtlar

Ekim, 2009 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

akıp giden yol değil sadece bu otobüste....

Resim
akıp giden yol değil sadece bu otobüste.... uzun bir yolun, uzun bir otobüsünün son koltuğunda hayatım... zaman kavramının sabah ve akşam saatlerinin beklentisiyle eşdeğer olduğu bir yerde.. "samsunda" özlemenin nasıllığını, hasretin neden kutsal olduğunu hissedince anladığım bir koltuk burası. bir telefon sesinden alınan kokunun huşuusunu insan sevdiğinden yüzlerce kilometre ötede anlıyor. anlıyor ama anlatamıyor "yirmisekiz harflik" dar dünyasında orhan veli misali... insan sevgiyi hep karşılaştuğı güçlükler içinde bulun ve yakalayınca mutlu olur ya. sıcak ve şehirlerarası bir otobüs şuan mekanım. en arka koltuğu, dünya otobüsm gibi. yani otobüsün tamamını görüyorum. sanıldığının aksine en güzel yeridir en arkası bir otobüsün... sana sevgimi anlatmak... sanırım devasa büyüklükteki bir bardağım içindeki dolu ki, içince; sonsuzluğu bırak, sonu oluyor sensizliğimin... sen yokken bir bardak su bile okyanus. bir damlasında bile sensiz kalamad...

o yıllar....

Resim
şu an da gecenin hangi karanlığındayım; bilmiyorum... Ama yine gece. o günden beri her gece böyle oluyorum. " ben mi geceyi bekliyorum yüreğimi dinleyebilmek için, yoksa şehre çöken karanlık yalnızlık mı hatırlatıyor hayallerini bana? " el değmemiş gök mavisi hayallerim... sahi... "maviyi sever misin?" 15.02.2003

çevre denetimi yönetmeliği değişimi

arkadaşlar bu sitede değişen çevre denetim yönetmeliğinin tekrar değişmesi için imza toplanmaktadır... yönetmelikten "çevre mühendisliği" ibaresinin çıkartıldı ve "çevre görevlisi" gibi bi ibare konulması ile ünvanlarımızın okul ve emeklerimizin boşa çıkması sağlanmış oldu... yani bakanlık çevre mühendisleri dahil birçok lisans mezununa 100 saatlik eğitimi mecbur kıldı ve bu eğitim olmadan çevre görevlisi olmamızı engelledi.. bir mühendis olarak hemde... şu bi kaç cümleyi saatlerdir yazamıyorum... gerisini anlayın... bu da facebook daki gurubun adresi destek olursanız seviniriz.....

çay molası....

Resim
kağkar.... nasılsın demek gerekir artık.. uzun süredir uğramıyordum sana... en azından netteki kısmına. zaman yelpazemizde rüzgarın yönünü değiştirmek istercesine salladık kollarımızı yine... kendimi bazen demlenmiş bir çaya benzetirim... yeni demlenmiş dumanı ve kokusu üzerinde ama kuytu bir çay ocağında sadece sipariş edilmeyi bekleyen... ve sipariş edildiğinde de süzgeçle bardağa konan ve süzgeçten geçemeyen her çay yaprağı gibiyim...şekeri atılmış yada tek şekerli... bir başka çay dolumunda bir başkla bardağı bekler gibiyim... gittikçe bayatlayan....

gelecek galiba....

yavaş yavaş güzel şeyler olmaya başlıyor....

yeni gün...

her gün yeni bir gün olsun diye uyanıyorum.... belki daha iyisi olur diye de geç yatıroum.. ihtimali arttırsam da.. yine uyuyorum...

hızlıı ve öfkeli...

Resim
hayat ne kadar hızlı yaşanmaya başladı değil mi? biz artık hızlı yaşıyoruz... sürekli bir telaş içinde hayatlarımız... bir yerlere yetişebilme kaygısından birşeyleri yetiştirebilme kaygısına kadar herşeyimiz hızlı artık... dostluk arkadaşlıklarımız bile hızla beklediklerimiz olamayınca yabana atılabilir konumda.. bozunmuş gibi hayatlarımız... hayatlarımızın her alanında göze çarpıyor bu.. bugün 50 li 60 lı yılların bir jazz şarkısını dinlerken hissettim bunu.... o kadar sakin o kadar hiçbire acelesiz söyleniyor ve dinleniyor belli ki huzur dolu... hisleri bile o derce hissediliyor ki! hiç bir şeyin yutulması olmadan.... söylenirken bile keline yutulmadan... şimdilerin herşeyinde olduğu gibi şarkılarında ve sözlerinde bile... en romantiğinde bile yutulan sözler var hisleri gibi... gömlek aşklarımız gibi..... tahammül edilemeyen yılalrımız gibi... acele yaşamak zor geliyor bana... onun içi yavaş yerim yemeklerimi... kızıl derililerin dediği gibi "o kadar hızlı gittik ki hayatlarımız...

geç gelmiş....

Resim
hani 80 li yıllardan kalan fotolar vardır albümlerde her yer inşaattır sokaklar daha toprak... gençler bi fotoğraf makinasının önünde poz vermişlerdir... o hissi verdi resmin bana... eskimiş bir fotoğraf kağıdı gibi olmuştur tüm seneler.. hatırası yoktur bile belki çoğu zaman..ahh nerde o günler diye anımsanır çoğu zaman fotoğraflar... amcalarımız babalarımız abilerimiz ve ailemizin diğer büyükleri için vazgeçilmezler arasındadır fotoğraf albümlerimiz.... bizimse şimdi facebook umuz var.... *buda o yıllardaki halim :)