Kayıtlar

Kasım, 2008 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

garip mim :)

Resim
efenim sln nam ı diğer vodoo bendenizi de garip huyların nedir be insan evladı diyerek mimlemiş :)) garip tabi :))... neyse... bakalım aklımıza gelip elimizden digital olacak ne kadar garipliklerimiz var imiş :) . öncelikle durgun biriyim :) genel itibari ile sessiz ama gürültülü. evde garip şakalar ve yöresel ağızla konuşlma konusunda üzerime yoktur. bu hem benim hem etrafımdakilerin sevdiği garip bişey... gülünç tabi ki... . genellikle mesafeli duran biri olmakla birlikte neden bunu yaptığımı anlamayan bi yapım vardır ve içten gelmeyen bi yakınlaşma yaşamadığım için zaman zaman gerilebilmekteyim . . kol saati koleksiyonu yapan ve genellikle de kol saati takmayan biri oldum son yıllarda :) kıyamamk gibi bişey :) son bi kaç yıldır iki üçü geçmemiştir farklı saat taktıgım.. . karşımdaki insanı çok düşünürüm. bu çok gariptir şöyleki bunun uğruna taviz bile verebilrim kendimden.. çok acısını çektim.. atamıyorum işte.. . uzun süre evden çıkmadan güneşışığı görmeden fotosentez yapabilir ya...

elveda

Resim
bu günlerde en haşır neşir olduğum şarkıdır. türküdür. hatta flamenko versiyonuyla öykü berk tarzıyla dinlemekteyim. çok şeyleri anlatır.. benim özelimde tabiki.... Elveda Elveda deme vakti geldi kederlerime Daha fazla içmek yok senin hasretine Daha fazla ölmek yok senin mateminde Düşlemedim mi seni hayallerimde Söyle Aşkım yalan değil ki ellere gitme Yanıyorum kendi derdime Şimdi dur birazda sen beni dinle Şarkı Sözü Elveda deme vakti geldi kederlerime Daha fazla içmek yok senin mateminde Aynaya baktı yüzüne güzel dedi kendine Dedi güzel kendine Ama bilemedi nerden geliyoruz gidiyoruz nereye Geliyoruz gidiyoruz nereye Kul çile çekmez allah, allah yazmayınca İçine yazmaz valla kul azmayınca Beni sevdalara saldın kendini bir sağır yaptı Üstüne vardım sevgimden Ne yaptımsa anlamadı Anladıda anlamadı Bu aşk ona çok ağırdı Bu aşk ona çok ağırdı Kim dokundu saçlarına öyle Kim sardı geceleri böyle Kim sevdi benim gibi benim gibi söyle

temiz karanlık...

Resim
körün gözü gibi bakmak ama bilmemek.. görmemek bile değil.... karanlığın bizim için bi manasının olduğunu düşündüm. bir görme engelli için bunun bi manası olmuyor çoğu zaman.. niyer kötü anlarımızı karanlıklara teslim ederiz.. karardı gecem.. karardı yüzüm.... kapkaranlık bir yol... ve o kadar sessiz ve sakin ki; insan huzur buluyor, sanki huzura gidiyor... karanlık bana gel diyor.....

Şimdi mi?

Resim
şimdi kelimesi... ne kadar gariptir değil mi? şimdi.... ne olcak peki? niye olacak yada... insan etrafında küçücük birileri olunca anlıyor sahteliğini herşeyin. gülmemin ağlamamın sevmen bile sahte. selam alışında verişinde yaşaman bile sahte... zaman geçirmek için yaşıyorsun çoğu zaman. hayatını doldurmak için yaşıyorsun. boşluk doldurur gibi. yedek oyuncusu bile olamadığın bi hayatsın artık ellerimde. içimde kalan bütün yarım kalmışlıklar gibi tastamam. yarım kalan hiçbir parçam bir bütünü oluşturmuyor. oluşturmayacak da. belki de oluşturmamalıdır da. geçmişinde yaşama diyor bi mail bana... bana.... geçmişimle olmayı vazife edinmişken hemde. sinir harbinde ölenler nedir? kim gazi kim şehittir. bu bir terörse elebaşı mıyım? katlediyomuyum mutluluğu hayatımda. hayatımın teröristi ben miyim? bilmiyorum... harbin en sıcak günlerindeyim ama. kandan gözü dönmüş bir vampir gibiyim. kasabın bıçağını yalayan kedi gibiyim. bıçaktaki tat kendi kanımdan geliyor bile bile devam ediyorum eziyetime...
Resim
evde oturuyorum sadece... son günlerde yaptıgım tek şey bu. evde oturmak beklemek.. gelmeyecek pekçok şeyi beklemek.. istanbulda olmak ile başladı birçok şey. mayıs ayı itibari ile döndüm denecek kadar geri geldim. insanın aynaya bakması biraz zorlaşıyor gittikçe biliyor musun kağkar? gittikçe kaybolmak var gözlerinde. kendinden uzaklara gitmek var. kalamamak var başbaşa aynada. kendinde olanları görmek var. anlamak var herşeyden çok. kendini ,olanları, nedenleri, kalanları, gidenleri... sabahın bi saati kalkıp bakakalmak aynada kendinle buhran değil belki. çok da güzel bazılarına anlayabiliyorum ama bana değil. yükek doz kendine maruz kalmak gibi bişey. bi yerde okuduğum bi söz gelir hep aklıma aynadayken" insan kendine benzeyenleri pek sevmez." rakiplerinde kalmak zor olmalı... rakip senken hele ki. bu halde bile gülerken etrafına bakınca umut dolmak için o kadar çok nedenin varki aslında. etrafını görmek. çevrende gözlem yapmak. zaman dediğimiz şey bizi o kadar hapis de et...

kimbilir

Resim
ufkunda batan güneş; bu sabah dogacak mı? kimbilir......

buhran!!!!!!

Resim
toplumsal bunalım bu olsa gerek... garip bi gün geçirdim kağkar... otobüste önümzüde oturan çift kavga ederken durdugu durakta açılan kapı sayesinde duydugum duraktaki insan kişisi bağırarak kavga etmekte karşısındakiyle.. kız aglamakta önümüzde otrobüste kendine bakanlaraı engellemk için ols gerek kapişonu geçirdi kafasına... gözler donuk halkım... evet evet ben halkım :( ben nbe haldeyim hissetmiyorum bile....

aşk mı ?

Resim
ben anlamıyorum... bir dönem annelerimiz babalarımız amca dayı teyze hala neyse bütün ikinci kuşak akrabalarımız acaba gençliklerini şimdi yaşıyor olsalar idi aşkı nasıl tarif ederlerdi... barış manço, sezen aksu, erkin koray, cema karaca, tanju okan olmasaydı hangi büyügümüz aşkında manayı yakalayacaktı... ahh ahh o günler diye başlayan ki bizimde filmlerimizde yeşilçam gibi adeta koşar oynar gibi ormanda izlediğimiz o aşklar acaba o şarkı sözlerinin birer armağanı mıydı??? acaba onlar şimdi yok diye mi biz aşkın ne olduğunu bilmiyoruz? bebekte tur atmak varken niye " neden başınızı öne eğdiniz; derinden bakınca gözlerinize..." diyelim ki bizler birbirimize... yaşlı olmak istiyorum....ya da o günleri yaşamış olmak...

bi özlem daha...

Resim
yas tutmuyoruz efendim..

ilgimsiz.....

mutlulugu o kadar az görmüşler ki mutluluk karşısında ne yapacaklarını bilmiyorlar diyordu bi köşe yazısında halkıma biri.... sonra yaşadık yaşadık şunu gördüm... hayatlarıında ailesi yanında akrabalraı arkadaşları arasında hiç ilgi odagı olmayan birileri hayatınıza girince; hiçkimsenin hayatında 1. sırada olmadığı için kendisine değer verdirme çılgını oluyor.. zıbıdık; niye bana kendimi degerli hissetmem için iyi davranmıyorsun... dia; iyi davranmaktan kastın neydi ki... zıbıdık; ilgisizsin... dia; nasıl ilgisiz ya... neyin ilgisizliği ( ne nerdeyim ya gibi oldu biraz ama :)) ) zıbıdık; neyse tamam... dia; :) off off... böyle işte... hayatlarında hiç ilgi görmedikleri için insanlar, bir ilişki içine girnce ilgi manyağı olmak istiyorular.. daha detaylı da diyaloglamak isterdim ama teknik imkanlr bunu elveriyor.( teknik imkan; hafızam :) ) gül geç....
Resim
kaldık efenim.... boş boş beklemekteyiz... neyi kimi nerde demeyin... herşey çok daha iyisi olacak hakn diye başladı bir ses telefonda... olmalı...böyle kalmamlı ve saplanmış olmak senin sıgınagın olmamalı. olmasın.. sen kalmak nedir, bilir misin? kalkdım beklemeye ara verdim... "yol bi yere gitmez, o bir durma biçimidir..." dizesi yankılanıyordu kalktıgımda kulaklarımda. karanlıktı evet. uzundu da belki... ama bitmeliydi. yürülmeliydi... başladım gitmeye. saatler günler aylar derken gider oldum. giderken buldum kendimi. bir baktım ki gidiyordum... bir forest da bendim belki... istediğim için koştum. anladığımda ani bi durdum. geri döndüm çünkü yorulmuştum... tıpkı o sahnedeki gibiydi herşey... bazen otururken ve kendi doruklarında saçmalarken şunu düşündün mü bilmem kağkar? "hayal ettiğimiz şeylere dikkat etmeliyiz. artık onu istemiyoruzdur... ulaşamayacağım bişeyi hayaletmek zorundasın çünkü." sözleriyle beyninde dolaşırken.sonra neyi niye hayal ediyorum ki dedim ...

küresel kriz...

Resim
küresel kriz benide vurdu.... artık kemerleri sıkma zamanı. yok artık öyle günlerce düşünmek... biraz tasarruf ediyorum. hayatımdan tasarruf ediyorum.. sanırım tam gün yaşamayacağım....