sorumtrak....
gecenin bir yarısı yine. düşünüyorum....
varlık amacıyla, varolmak arasındaki bağlantım koptu yine. "farklılıklarım nedir?" derken farkımın bu olduğunu anlıyorum; "hep soruyorum. çok soruyorum." diye...
cevabını alamayacağım hatta bir cevabını beklemediğim tüm soruları soruyorum kendime. ortada kalmanın belirsizliği ile sonsuzluğa alışıyorum. bütün kısıtlı hislerimle sonsuz oluyorum. içimden geçen bütün nehirlerin suları gibi akıp giderken zaman içinde, bir cümle daha savuruyorum atmosferde biriksin diye.... * "bir ayrılığın, uzun bir yolculuğa çıkmanın, bir şehre son kez bakmanın burukluğu ile baş etmeyi öğrendim sonunda."
gerçeklten alışıyor muyum? hüzün için çok genç değil miydim? hayat benim için toz pembe olmamalı mıydı şimdilerde? aklım niye bi karış havada değilde yerin dibinde? tüm hayallerim niye engelli koşularda takılıp düşmüş atlar gibi buruk bir hisle ölümü beklemekte?
* " düşünmek ile susmak arasındaki orta noktada."
ılık bir ankara gecesi. gözlerimde iki damla. tabi ki yağmur tanesi... çiseliyordu gönül penceremiz böyle gecelerde. şimdi camlarda yansımamla dost...
rüzgar... gelme karanlık gecelerde koynuma; ürpertiyor nefesin. huzuzrun derin sesleri, ıssız bir gecede yağmalıyor sessizliği....
* : iclal aydın
hknsntr......ocak 2009 ankara...
Yorumlar
ve dinliyorum.. susuyorum :)