9 Haziran 2009 Salı

fırtına öncesi dolunaya bakmak....


Aşk neyin kısaltılmışı? demişti bir kitapda birisi.... gecenin bir yarısı aklına gelen cümleler içinde, aklına gelen bir soruydu sadece. aşık olmaktan kaçan, belki de unutan biri olarak, aslına bakılırsa hatırlamak bile istemeyen biri olarak...

aşık olmak suçtı ne de olsa. aşkımızı itiraf ettik çünkü yıllarca. aşkımızı hissettiğimiz insan düşmanımızdı ne de olsa. karşı cinsimiz olarak ifade ettik yıllarca. oysa ben kendimi bulmuştum sende. karşı cinsim olmamıştın hiç. hiç karşımda olmayacaktın oysa. yerin; yanım olacaktı ömür boyunca...

şimdi korkar oldum yaşamaya... korkmak için bahane bulmak kolaydır hislere.. sadece istememek yeterli olsa da bir şarkıyı dinlemek bile götürebilir seni her yere. hayal etmiş olmak, hatırlamak, üzülmek ve benzer bütün hisleri yanında biriktirmek... ardına bakınca sadece bunları görürsün "aşk kumbaranda". hatırlıyorum ama neyi olduğunu bilmiyorum. öznelerimle bile çelişiyorum. ben ve o olarak konuşuyorum kendimle. nedenini bilmediğim bir yabancılığım var kendime; "sebebesi sen olsan da"

gecenin bir vaktinde, gözlerin uykusuzluğun kucağında kızarmış bir vaziyette birazda nemli oldukça aklıma gelen herşeyin yabancısıyım aslında. ayna karşısında bile kendinle başbaşa kalamamak gibi bişey ne kadar acı verir ki bu çağın sorunlu bir gencine.
güldüm yinede...
şarkılı türkülü uyandım yine...
belki...
belki bu sabah gelmeyeceksin aklıma diye...
olmadı yine. gittikçe umutsuzlaşan bir günde başbaşayım yine kendimle; aynada olmasam bile...

eski şarkıların romantizminde, bakarken ekrana, gözlerinden vazgeçmiş bir halde, yaptığım şeyin önemi yok, hayallere dalıp gitmek var yine...
"korkuyorsun" diyordu içimdeki...
"korkuyorsun; sevmekten, sevilmekten, aşkın acısını tatmaktan yeniden.
" evet" diyordum. "evet haklısın" korkuyorum belki de ölümüne. o tad aldığım yalnızlığın çekip gitmesinden korkuyorum, benden. hayatımın mahvolmasından sonra tekrar bir düzenin içine girmekten, yine o " oyunun kurallarıyla" oynamaktan korkuyorum. sanırım çok uzun süre daha da korkacağım ve bundan hiç pişman olmayacağım.

yine bir gece... yine uykusuzluğun kucağında kızarmış iki göz. ne kapanmak ne de açılmak için amacı olmayan. uykularda da huzuru bulamamak kötü. gerçi uyanık kalmaktan daha iyi bir bakıma. hiç olmazsa yaşadıklarının rüya olduğunu anlayınca; biraz olsun iyi hissetmek var sonunda. garip evet ama hayat; hayal ile gerçek arasında, olmayan bir yolculuk gibi bişey şu günlerde. gitmiş olmakla, kalmanın farkının olmadığı, çünkü; her iki eyleminde, bir hareketsizlik olduğu aşikar iken tercih yapma gereği duyulmadan akışında devam eden bir süreç gibi " olmak ya da olmamak" bir nevi.

şimdi neyin varlığı önemli?
kalmak, gidememenin yalın hali...
yalnızlık, aynaya bakamamanın ikinci tekili...

insanın hafızasından nefret ettiği bir zaman dilimi var ise; o da, arkasından bakarken ki halindir...
senden adım adım uzaklaşan bir görüntüye bakrken aklından geçen milyonlarca hayale dalarken üzüntünü unutup ebleh bir ifade ile bakmak. ne hayal kalır arkanda ne de bir plan bu uğurda. "neden?" diyemeden nemlenir gözlerin. yavaş yavaş fırtına kopmaya hazırlanır yüreğinde. sokağın ortasında kalınca, kaldığın bu sessizlik, birden uzaklaşıp sanki boşluğa giden birini izler, bakakalırsın. "ağlamak" için en uygun zaman ve şartlar oluşmuştur artık.
elinde var ise çiçekler kokmaz olur artık... fırtına kopmak üzeredir. sessizliğin ondandır. sonsuz bir his kaplar içini..." acaba... acaba bu bir şaka, bir riya mıdır?" sahip olduğun herşeyi uğruna vereceğin (ki öyle olmuş bir yüreği himaye etmişsindir) tek cevap tabii ki "Hayır" dır... ancak hayat uğruna feda edilecek hiçbir şeyi kabul etmeyecek kadar YALNIZDIR....

...yine başladı fırtına...

ağlamak yine düşen payıma. aşk, uğrunda korkmak, güvenmek bir bakıma. hasta olmak gibi bişey. hüzünlü şarkıları ezbere bilmek, masmavi bir gecede, yıldızlara değil, karanlığa üzülmek kör olmak pahasına. denizin içinde boğulmayı düşünmek gibi umutsuzluk aslında. yuvasına tuz atılmış karıncalar gibi dağılamk, üzerinden bir hayat geçmiş gibi yaşlanmak, "uğruna" diyememek...

işte öyle bişey demek sonra...

Aslında Şevkim Kalmadı yaşamaya....

20 yorum:

Karakutu dedi ki...

...bunu ben yazmalıydım bencilliğini hissediyorum okuyunca. cümlelerin aforizma niteliğinde benim için. Aslında Şevkim Kalmadı.

diamandi dedi ki...

hislr karşılıklı.. yazılarında aynı hisleri duyuyorum....

Karakutu dedi ki...

ne garip görmesen de hissettiğini hissettiğin biri, sen gibi. ne garip ve çok güzel. hep yaz, ben hep kıskanıyım :)

diamandi dedi ki...

o üretkenlikte kalmayabilrim... bazen hilserin yoğun olur yazaesın genelde sevmem zati....ben zırvalarım... yazı diyen sizsiniz.... ;)

Karakutu dedi ki...

zırvalamam bile yazı niteliğinde diyosun hıımmmm... ya da ben illaki ters yorumluyorum ;) sen zırvala.

diamandi dedi ki...

:) bunun tevazusu nasıl olur bilemedim... bunun ilerisi şımarıklık olacak sanırım :) rica ederim....
çok büyük teşekkür edeiyorum :)

lunelyyn dedi ki...

dökülen söz yaşları sanki isyan yayılmış her cümlene hayata bu küsüş niye sen ki sıkıca bağlıydın hayata . . .
Ne demiş yımaz erdoğan ''Elbet şiir olacak şairin tesellisi ve en kötüsü bile işe yarayacak aşklaşmaların…
Yazana değilse bile okuyana faydalı…
Bak aynı başına gelmiş adamın benim başima gelen o da üzülmüş aynı benim gibi benimki daha acıklı değil onunkinden fiyakalı değil onun acısı benimkinden…
Sade güzel olan kelimeler….sade kelimeler….kelimeler… ''

diamandi dedi ki...

gecenin rengi olmazdı belki... olan birkaç cümleydi.. içimde öznesi gizli....

yemek yapmayı öğreten yazılar bana.... lunelyyn...

lunelyyn dedi ki...

Gizli özneye adanmış onlarca kelime gizli şanslı özne :):) yemek yapmayı öğreten yazılar bana....
çok kezler duydum bu lafı . . .

diamandi dedi ki...

yemek yapmayı öğrenen çok kişi olmuş demekki....

lunelyyn dedi ki...

çok kezler duymuştum evet ama çok kişiden deil senden duymuştum defalarca :)

diamandi dedi ki...

baya öğrenmişi yemek yapmayı o zaman :)))

lunelyyn dedi ki...

onu bilmemde hep merak ettiğim yazılarını okuma fısatı buldum artık kendine saklamak gibi huylardan sıyrılmışsın :) bay ukaladan başka bir insan çıkıyor yazarken daha duygusal olan :P şaka bi yana yazıların iyi kutluyorum bence sen eşit ağıtlık seçip edebiyat okumalıydın :):)

diamandi dedi ki...

hayatım hiç eşit ve ağırlıklı olmadı.... gerek yoktu yani...

lunelyyn dedi ki...

hem edbiyatımı yapar hem çevre mühendisliği yaparım diyosun yani :):) yerin seni çektiği kadar ağırsın unutma . . . kimse eşit davranmaz zaten hep kendini kayırır yara almamak için feda eder kendi dışında her şeyi . . .

diamandi dedi ki...

kimsenin eşit davranmasına greke yok :) ben kendimle birlikteyim... yeter kısmı orası sanırım....

lunelyyn dedi ki...

tercihler . . .
saygıyla eğiliyorumbu cümle karşısında . . .

diamandi dedi ki...

önemde eğdirecek saygıyı istemiyorum.... ;)

Tuana dedi ki...

Mükemmel... Diyecek birşey bulamadım halen yazının etkisindeyim, çıkamadım.
Bir balkona çıkıp hava almalı sigara yakmalıyım...

diamandi dedi ki...

teşekkür ederim... keyifli sigaralara :)