Kayıtlar

" O " su var artık....

şimdi ne yazsam ki? diye başladı içimden geçenlerin bi kısmı... sıkılmak yada eglenmek değildi bunun bi diger adı... kafasını kaldırdı rüzgarlı bir gündü yaşanan. hafiften ıslak esen ılık , çok soğuk değil, ürperten bi yel değdi yüzüne. yollar ıslak havada bir karartı hissediyordu. yağmur mu yağacaktı yoksa diye sevindi. çok severdi ılık bi rüzgarda yağmuru. aslına bkarsan bişeyi sevip sevmemesi çok da önemli değildi. heyecanlıydı gereksiz bi yerde gereksiz bi şekilde. iyi olmakla ilgili çok sevimli hisleri vardı. iyi olmalıydı. sonsuzluklar yaşıyordu kendi içinde. mutlu kalmaya dair telkindeydi kendi kendine sürekli. üçüncü çoğul kişi olarak yaşadığı kendi hayatında bir üçüncü çoğul gibi yazıyordu. arada sırada bakar oldu güneşe. her sabah doğusunu izlemek sevindirir oldu artk uykusuzlgu pahasına. feda ettiklerine bakınca kendini bulamadığı için sevindi. kaybettikelri olsa da feda etmemişti kendisini hiçbir şeye. sevindi yine gülerek baktı bu sefer bir meydanda gökyüzüne. artık bek...

sivil bi haftasonu uzun bi aradan sonra :)))

az evvel sivil olarak ilk kez giyindim bir ayın ardından... inanlılmaz bir özlem ve mutluluk diyebilirim. ilk fırsatta açtıgım blogumda ben yokkken yapılan yorumlara ve yazılara bakarken alttaki resmi keşke bugüne dair bi yazıda kullansaydım gibi bi düşünce geçti içimden. evet askerlik denilen şeyin diyeceğim artık :) içindeyim... hatta bir ayı devirdim bile... yemin edip asker bile oldum bugün :) ankara... oyun oynar bi şehir işte böyle. şanslı oldugumu hissettiriyor bana. hava sıcaklıgıyla bile. yarı açık bir özgürlük yaşayacağım bu hafta sonu... sonra yine bi süre yok olup sonra her haftasonu çıkıp geleceğim ankara sokaklarına. birçok şeyin başkentine.. başkenti bir asker olarak yaşamak nasıl bir duygu tam hasıl değilim aslında :) ylımaz erdoğan şiirinde pekçok şeye değinip güzel güzel hislenmiş ve aslında geriye çok bişey bırakmamış. sivil hayatında pek bulunmadığım ve asker olarak bi kışla içinde bulundugum için ankara ile tüm münasebetim aslına bakılırsa bir hava durumu raporu i...

sadece gökyüzü..

Resim
yürümek ve düşünmek son günlerde ençok vaktimi alan etkinliklerim oldu... düşünmek ezelden vardı tabi ancak bu ara daha bi düşünme aldı tabi. hava çok güzel sanırım. aklından geçen herşey için müsait. bütün düşüncelerimin yeryüzüne inmesi için ortam hazılıyor. çalan telefonlar ve susan iki göz son. okunan hiçbirşeyin heyecanını yaşayamadan unutmak gibi birşey. umutsuzluk karamsarlık değil bu hal. bütün hislerinizi toplasanız da bi poşete bağlayıp atsanız nasıl olur diye sordum bugün kendi hislerime. bütün endamıyla bir yalnızlık geliyor, bakıyorsun, görmeye hacetin yok. dayanamıyorsun. gülüyorsun tabiki. düştükçe gülüyor olacaksın belkide... rahatla gülmek için can atacak ve bunun olmayacağını bildiğin için maskenle birlikte içten kalacaksın... bütün içtenliğin olacak maskelerin. sen ağladıkça sen kalacaksın. sen olacaksın. nasıl sorularına gerek kalmayacak nedenlerin olmayınca. düşünmek artık önemini yitircek gittikçe... bütün günlerini geçirdiğin o düşünceli halin bi zaman yığını ola...

o artık asker....

K.K.LOJ.K.LIĞI BKM.K.LIĞI 1'İNCİ BLG. BKM.MRK.K.LIĞI 45'İNCİ BKM.MRK. K. LIĞI ETİMESGUT ANKARA da pazar sabahı buradan yolcu olaraktan ögle saatlerinde teslim olaraktan askerliğine başlamakta... "muş lu gelecek zaman..." bu ifadeyi unutma kağkar....

gece

her akşam güneşin battığı yerden; gözlerin doğuyor gecelerime..... (halit çelikoğlu) geceler zorlaşıyor gittikçe. zor geçiyor zaman. yaşamak dedğim şey gittkçe bu blog gibi kalıyor.. arada bir ugrayıp çemkirip gider gibiyim yaşamıma. gülüyorum güldükçe dökülüyor için. kendine evet... karışıyorum yine yola yakınlaştıkça.... zeki mürenin eşsiz yorumuyla her gece bu haldeyim... ah bu şarkıların gözü kör olsun....

o yakında asker :)))

Resim
eveet sevgili kağkar... şimdi ne oldu bilemedim ancak 14 aralık günü saat 17 itibari ile sivil hayatım bi süre tedavülden kalkıyor. aramasın gözleriniz o şimdi asker nidalarıyla kim niye arasın iç sesiyle diyorum ki önümüzdeki pazar günü asker olma durumundayım kağkar... bekledik ettik aylar günler saydık, boş durup bekler olduk sonunda o günler de geldi gitmek için şafak sayar olduk. gitmeden başladık saymaya... garip hallere büründük. ne yapar oldugumuzun farkında olamadık.. heyecanlandık mı bilemedim ancak manasız kaldım. buradan gelen geçerken göz atan hakkımda bi fikri olan sayfaya gözü ilişen her ne kadar kişi var ise bi süre için bi ayrılık için izin ve helallik isteyerekten buraları takibe bırakıyorum :) şimdilik en saçmaları bunlar oldu daha da saçmaladan haydi güle güle....

garip mim :)

Resim
efenim sln nam ı diğer vodoo bendenizi de garip huyların nedir be insan evladı diyerek mimlemiş :)) garip tabi :))... neyse... bakalım aklımıza gelip elimizden digital olacak ne kadar garipliklerimiz var imiş :) . öncelikle durgun biriyim :) genel itibari ile sessiz ama gürültülü. evde garip şakalar ve yöresel ağızla konuşlma konusunda üzerime yoktur. bu hem benim hem etrafımdakilerin sevdiği garip bişey... gülünç tabi ki... . genellikle mesafeli duran biri olmakla birlikte neden bunu yaptığımı anlamayan bi yapım vardır ve içten gelmeyen bi yakınlaşma yaşamadığım için zaman zaman gerilebilmekteyim . . kol saati koleksiyonu yapan ve genellikle de kol saati takmayan biri oldum son yıllarda :) kıyamamk gibi bişey :) son bi kaç yıldır iki üçü geçmemiştir farklı saat taktıgım.. . karşımdaki insanı çok düşünürüm. bu çok gariptir şöyleki bunun uğruna taviz bile verebilrim kendimden.. çok acısını çektim.. atamıyorum işte.. . uzun süre evden çıkmadan güneşışığı görmeden fotosentez yapabilir ya...