dönence....


bir gece...
beklerken geçmesini zamanın, aklının en ücra köşelerinde, geçen bütün hislerin ve düşüncelerinle yoğunlaşıp hayaline; beklenilenin sabah karşında olmayacağını anlayınca hüzülenip, ah vah edip hırpalıyorsan kalbini platonik bir hayatın en derin kuyularından birinde; kendini kaybetmiş, bilakis kaybolmuş beyninin girdaplarında bakarken bir cam kenarında buldum kendimi.

gözleri; yarısı yola bakan, yarısında silik bir şekilde seni gösteren, hafif loş bir salonda o camdan bakarken yolda akıp giden hayata değilde camda silik yansımana bakarken hissedersin ağladığını, kimseler göremezken. aslında aşık olmanın bir yalnız kalış olduğunu ve herhangi bir birlikteliğin hiçbir zaman bir aşk olamayacağını....

bütün anlamsızlıkların anlamını bulduğun, aslında düşünürken bile "o" olduğun, hiç bırakıp, hiçe bırakılıp kalmanın bir yakınlık oluşunu.

gecenin birinde, yıllar evvelden gelen bir hatır seni götürecekse geçmişe ve hala ağlatacaksa gelmemiş günlere, ağlarken aslında bu durumun onlarca hatanın bir bedeli olduğunu anladığında, bağıra bağıra söyleyince aklına gelen " uzaklarda bir yerlerde bir şeyler kök salıyor" dizesini; işte o zaman tüm işaretlerinle ne bir dia, ne de bir " civa " olabildin hayatında.....

Kağkar kaldı o günlerden sadece yanında....

21.02.09

Yorumlar

maça kızı dedi ki…
simsiyah gecenin koynundayız.. yapayalnız...
diamandi dedi ki…
yapacak hiçbirşey yok :((

Bu blogdaki popüler yayınlar

16...

iyi ki doğdum :)))

"adam" lık