Kayıtlar

ve işte o da gider....

Resim
adına çok söylemlerde bulunduğumuz, geldi diye sevindiğimiz, gider ayak üzüldüğümüz, ne çok sevdiğimiz, artık çok geç olduğumuz bir eylül ayının daha sonuna gelmiş bulunmaktayız... yapımda ve yaşamada emeği geçen herkese yine büyük şükürlerle uğurluyoruz.... adına çok şeyler söyledik.. kah güldük, kah ağladık, kah (son günlerinde de olsa) hasta olduk evde yatakaldık ateşler içerisinde terim terim terledik öksürdük ve daha neler neler... :) eylül gitti amma ve lakin giderkende sevinçleri bıraktı alem i insana... hiçbir derdi tasası olmayan halkımızın günlerdir kendine dert edindiği; adının, ramazan mı, şeker mi, fakirlik mi, fıtır bayramı mı olduğu konusunda mutabakata varamadığı ama tartışarak bir sonuca bağlamayı vatan borcu bildiği BAYRAM sevinciyle gider oldu eylül... hasılı güle güle eylül... yaklaşık 11 ay sonra tekrar bekleriz... bizi unutma... bak sen gelince çok şeyler yazacak bu abiler ablalar sana :)))) herkesin RAMAZAN BAYRAMI nı mübarekliyorum efenim... hayırlı bayramlar....

fırtına da bi yolcu...

Resim
eveettt garip bi sabaha uyandım bugün.... geçtiğim günün heyecanlarımıydı bilmiyorum bunu böyle yapan... dünkü(26.09) fırtınada hatta fırtınanın her saniyesini yaşayarak gülse mi ağlasa mı yoksa üzülse mi sevinse mi konumunda kaldım uzun süre... buna şok diyenler de oluyor genel itibari ile. önümde uçuşan çatılar yanıma devrilen ağaçların eşliğinde ölüme ramak kala kala geldim evime ki eve giren elektrik kablosuna düşmüş bi ağaç karşıladı sokağın girişinde beni.... aslında hoş görüntülerde yok değildi hani... yeşil sarı yaprakların bütün sokağı halı ettiği ufak dal parçaları ve kurşun atılıyomuş gibi yağam yağmur zerreleri... fotoğraf makinemin olmadığına içerlediğim zamanlardan biriydi o karmaşanın yaşandığı anlar... bir bankanın önünde kalakaldım o sıralarda.. saat 14 suları ince kapişonlu bi giysinin altında şiddetle bastıran bi yağmur sırasında yolda yürümekteydim. akabinde bastıran rüzgardan belki binaların etkisiyle çok da etkilenmez iken ve bunu düşünüp niye kaçışıyor bu insanl...

bu da bir mim :)))

Resim
vakti zamanında okuduğum bi yazıdan etkilenerek yorum yapmıştım... saolsun arkadaş da benim o yazıyla alakı yorumlarım üzerine mimlemiş bulunmakta. konumuz o yazıda kadın olmakdı. benim mimim erkek olmak oldu tabiki :) ilişkilerde ben en azından kadın erkek ilişkisinde tarafların olduğunu düşünürüm. yani cinsler değil tarafların olduğunu. yanlış yapan taraf, az seven, dürüst olmayan, kötü yönleri ağır basan ve bunun tam tersi olan taraf. bunun cinsiyetine gelince işte orada hemcinslerim galiba biraz üstün sayı bakımından. erkelerde garip ama bu tarz durumlarda bi üstün olma psikolojisi vardır. kontrol etmek ister ilişkisini, ailesini, etrafını... bu genelde sıradan bi iktidar olayı değildir. ataerkil bi yaşayışın süregelmiş ve yüzyılımıza kadar dayanmış tutumudur sadece. nedenin bilemesem de diyeceğim ama nedeninin bu kötü hanedeki sayısal fazlalığımızın vermiş olduğu bi genelleme olacak ki erkek sevmez, bağlanmaz ve değer vermez olarak yargılanmaktadır. şunu kişisel tecrubelerimden ...

bu bir sobe :)

İsminiz? hakan Nerelisiniz? bulgaristan göçmeni bi ailenin istanbulda doğan ikinci üyesiyim.1984 yılına rastlar bu olay zannımca :) Yaşadığınız yer? istanbul Mesleğiniz? kalfayım efenim :) boş gezenle birlikte çalışıyoruz :)) işler de şu sralar baya yoğun:) aralıgın 10-15 ne kadar da böyle olcak sanırım... şaka şaka :) mühendismişim elimde bi kağıt verdiler mezun olunca üzerinde yazıyoi ( çaktırmayın hala inanmıyorum kendisine) düşünün işte bu ülkede ben mühendisi :) Hobileriniz? hobim yok benim :( Profilimde yazıyor .. biraz eksik Evli misiniz? zanımca hayır... bilgisayara bugünlerde bişeyler oluyo gerçi ama :) Haaaaaayır.... Kaç çocuğunuz var? Yok :) En sevdiğiniz yemek? bamya :) barbunya patlıcanlı yemekler makarna geneli ayırd etmem :D Sevdiğiniz müzik türü? rock, metal (türkçe olması sıkıntı değil :) )kısmen pop tsm ce halk müzgi ile etnik müzikleri çok severim Nerelere gitmek isersiniz? Önce Türkiye'de gitmek istediğim çok yer var. tamamı nerdeyse. peri bacaları ve iç anadol...

bi kitap, bir dizi ve bir his....

Resim
aslında bi amacı yok yazmaya başlamamın. yani güzel yada kötü bir sürü şey yolunda hayatımda. sanki aksi bi durumda yazılırmış gibi giriş yaptım ama aldırmayın siz bana.... benim amacım ertelemek galib; hayatı, yaşamayı, beni, aşkı...ertelemek... evet hiç sevmediğim bir huyum var ertelemek. bu yönümden kızgınlık duyuyorum ama bir türlü vazgeçemiyorum. hani hep önemli şeyler gecikir ya da yaşanması için öncesi heyecanla beklenen tatlı bir acıy verir ya . işte onun gibi bişey. halbuki mevlana " yarın yaparım deme; nice yarınlar geçti gitti" demiştir oysa... * " - bazen, bazıları çok uzakğındadır; yakın hissedersin. bazen de çok yakınındadır bu sefer de sen uzak hissedersin. bunu gibi bişey işte... - (...) ozaman önemli olan ne hissettiğimiz değil mi? " şunun farkındayım ki aşık olanların hayatları hiçbir evresinde ékesnilik" kazanmaz. yani aşıkların toplanıp kurduğu bir ülke olsa ve onlara ait özel bir dil keşfedilse eminim ki "kesin" kelimesine gerek ...

kalmak mı kolay, gitmek mi zor?

Resim
candan erçetin in "arada bir" şarkısını sanırım dinlemeyen yoktur, kağkar! çünkü hislerimize dokunur, düşündüklerimizi anlatır bir şarkıdır kendisi. "arada bir bir yanım, gitsem diyor uzağa..." dedikçe gözler dalarda gider giden varsa yakınımızda ufuğa, günbatımına ya da sıkılmışlığımıza. son yüzyılımızı sıkıntılar, yorulmalar, keşmekeşler yüzyılı olarak tasvir etmek biraz insaf dılşı olacaksa da, çoğumuzun sıkıntı hanesinin bol olduğu bir zaman dilimi olduğu aşikar. sıkılmışlıklar, hayalkırıklıkları, üzüntüler, sevinçler belki, dinlenme veya kaçma adı altında gitmeyi çağrıştırır beyinlerimizde. hayali canlandığında bile insanın içinin kıpır kıpır olduğu ve muhtemelki bu hayal kurulur, yani dalmış vaziyette karşıdan bize bakıldığında biraz mutluluk mayhoşluğu bile sezilir... insan bol bol sıkılır. hem kısa sürede hemde çok fazla şeyden olması kaçma isteklerinin yoğunlaşması için yeterlidir. evimizden, işten, okuldan, şehirden, rutinlikten, hareketten, yollardan, hav...

İKİ GÖZ ADACIK .....Issız Ada'da

Resim
Hayalin ıssız bir ada bana; Hep sormazlar mıydı? Ne alırdık acaba olsaydık orada? Üç şey diye kısatlanırdı sorularda, Ne alabilirimki yanıma, iki gözünden başka? .... 14:47 / 22.09.2008