üşürken yazılan bir yazı....

 yine hava kararmıştır... karanlık tüm soğukluğuyla istanbulun tepesinde hissettirir varlığını... insanın en çok titrediği zaman dilimidir karanlık anlar bütünü... kimimiz gece demişiz bunlara, kimimiz korku...

hepimizin hayatlarında bir ekonomi grafiği gibi olan dönemsel süreçler yaşanır... çok kötü hissettiğiniz anların artmasıyla başlar sonralarda iyimser bir bakış attığımız dönemece girilir hayatta... daha sonra bir ekonomik kriz grafiği gibi dibe vurma seansları yansır yüzlerimize...

hayatta öyle anlar gelir çatar ki gözlerimize; insan dostum dediği, kendini anlatabileceği derecede yakın arkadaşlarına kendini verip açmak ister kapılarını... açmaya da niyetlenir adım atar ama çarpmak için ilk adımdır işte bu. insanlara kendinizden vermeye başladığınızda dertlerinize ortak olması gerektiklerini düşünürsünüz ki bu en yanlış bir dost paradoksudur. genelde öyle olmaz. en azından zaman zaman benim yaşadıklarımda böyle oldu. bizler kendini anlatıp başkasını dinlemeyen sürüleriz genelde. bir zümre vardır ki dinler, bir zümre sürekli anlatır ki dünyanın en dertli zümresidir bunlar. dinlersiniz, dinlersiniz, dinlersiniz....

sonra bir gün kafanızda tüten dumanla kapılarını açmaya yeltenirsiniz gönül kafesinizin. ama artık orada " hayat hızlı akıyor diamandi." " bana somut şeylerle gel." ler vardır. siz kendinizi nasıl ifade edeceğinizi düşünmeye başladığınız anda yüzünüze çarpılmış kapılar bulmuşsunuzdur bile... burnunuzun yanması kapı çarpmasında mı yoksa kalbinizin kırıklığından mı bilinmez ama yine de başlarsınız bir " :) " demeye... 

yalnızlığınızın tam kıvamında demlendiğini ne zaman anlarsınız bilir misiniz? bunu tamınlayabilecek bir cümle bulamadığınız, aval aval beyaz ekrana baktığınız anda, sayfa değiştirip "yenile" tuluna baınca...

hayatınızın yenile tuşunun olmasını istediğiniz zaman.... bir amacınız, yetişmeniz gereken bir yer varmışcasına, sırtında çantayla istiklal de tünele doğru yürürken birden yavaşlayıp sonra amaçsız geri döndüğünüz zaman.... yemek yemek için girdiğin ya da bir şeyler içmek için bulunduğun bir ortam da lavaboya giderken sırt çantanıda almak zorunda olduğun an...

cep telefonundaki notlarını okurken şu yazıyı gördüğün an...

gece yatarken, bir önceki sabahtan kalan toplanmamış yatağa girmeden önce, sabah bıraktığın halden hiçbir farkın olmadığını gördüğün anda hissettiğin üşümedir yalnızlık...

... bir hayat ne kadar hızlı akıyorsa, o kadar yalnızlaşırsın....

Yorumlar

_zAhİr_ dedi ki…
ve hayat ne kadar da hızlı akıyor...
diamandi dedi ki…
ÇOK İŞLERİ VAR İNSANLARIN... HIZLI AKIYOR HAYATLARI.. KENDİLERİ GİBİ.... NE KADAR HIZLIYIZ DEDİĞİN GİBİ :s

Bu blogdaki popüler yayınlar

16...

iyi ki doğdum :)))

"adam" lık