sis

bugün hayatımda yürüdüm az önce.... sis çöreklenmiş istanbula.... göz gözü görmüyor.... beş metre sonran meçhul....

hiç hayatınıza benzettiğin bir yolda yürüdün mü kağkar? sisli ve atacağın on adımdan sonrasını kestirmek imkansız...

istanbulun biraz daha sesiz olmasını diledim oysa her adımda... köpeklerin havlamaları arasından ürkek bakışlarla geçerken hayatına giren girmiş girebilecek bütün insanları düşünürken... neden birileriyle görüşüyor olmalısın? sorularıı arasından çıktım....


sıkılmış veya sıkılacak bütün eller gibi meraklıydım oysa sana.... garip bir gece... sisli bir gecede o buharı koklayarak içime çekerken fazlasından olacakk öksürürken geldi aklıma çizgilerim... duvarlarına resim çizilmiş bir ev gibiyim...

soğuk bir yürüyüşün içinden yanarak geçen bedenim gibi ani soğuma ile şok geçiren bütün duygularım gibi hissiz şu an gözlerim...

insalar üzerinde etkilerin açısından hayatsal sorgulamalar içinde ilişkilerin ve ilişkilerin arasında ve içinde sen yatarken kendini bunlardan ayrı bişey gibi düşünüp böyle davranmak acı veren hatta acımı besleyen aortum...

dedim ya tanıdıgın insanlarla neden iletişim kurmalıyım? yada kurmadığım ilişki için vicdan denen zindanda kaç yıl yatarım... umursuzluğunda hüküm süren bütün düşüncelerinin kahramanı olarak sen oskarını kimden alasınki bu sahnede...

bütün kötü alışkanlıklardan tadasım var bu gece....

Yorumlar

bilge dedi ki…
bende dün köydeydim sonbaharın tüm sarıları kızıllıkları vardı ama en ilginci papatyalar açmıştı.hüzünlendiğim anda onları görünce ruhum aydınlandıdoğanın bir mucizesi olsa gerk sevgiyle...
diamandi dedi ki…
doğanın mucizesi tabiki bencede... huzurda yürür gibi... bulut havası vardır ya hani aldıgın nefeste bir ıslaklık olur... tarifi mümkün değil sanırım...

Bu blogdaki popüler yayınlar

16...

iyi ki doğdum :)))

"adam" lık