evvet uzun zamandır yazamıyor olmamın ardından yine bir çarşı izninde yine bir internet kafede hiç görmediğim insanların eskittiği bir klavyenin başında üzerinden kaç göz geçmiş bir ekrana yazıyorum...
son demlerinin yaşadığım askerlik günlerimde farklı hisler içinde olmam kadar normal bişey olmadığını düşünüyorum. kısa değil 5 ay boyunca gecisi gündüzü birlikte geçirdiğiniz bir gruptan, iyi arkadaşlıklar kurduğunuz ama askerde olduğunuz için belirli noktalarda arkadaşlık bile edemediğiniz bir yerde bitime çok az kala garip şeyler hissediyorum. üzülmüyorum onu belirteyim :)))
düşünmek... kendi kendine konuşmak.... son günlerde bol bol yaptığım aktviteler :) askerde bol bol vaktinin olduğu eylemlerde bunlar aslına bakılırısa ancak asker profili buna pek uygun olmadığı için arada kaynayıp gidiyorsun ve bi yerden sonra garip olanın senin yaptığın gibi herhangi birşeyi düşünmek olduğunu düşünüyorsun.
sıkınti stresi bol bol yaşadığın ve sivil mantığınla bağdaştıramadığın bir sürü olayın içinden sıyrılıp yeniden kendin olmaya yakın olmanın verdiği büyük sevinç yok değil hani.
hasılı kelam yaklaşık 26 gün sonra sivil bi insan olarak devam etmekteyim kaldığım yerden. sık sık yazar oldum burada da. yani burası için çok sık sayılabilecek neredeyse hergüne yakın bi süre yazılar gelmekte. şimdilik kendimde. ne zaman kendime gelirim bilmiyorum. paylaşımı olur yakında diye umud ediyorum.
aslına bakılırsa dışarıdan çok kısa bir süre olarak gözükse de einstein amcamızın izafiyet ile açıkladığı gibi burada yani içerde yani askerde :) çok zor günlerde geçmekte.
ankarada geçen bir yarım yıl zarfında her ne kadar çok gezip görüp değerlendiremediysemde güzelliklerinin yanında belki benden kaynaklanan bir solukluk vardı hep.
haftasonlar sem kafede yazpılan kahvaltının ardından başlayan bir günde ankarada hatta çoğunlukla kızılayda dolaşırken farklı şehirlerin farklı sokakları gelir hep aklıma.
tunalı,7. cadde ve bahçeli de dahil bildiğim yerlerde genel itibari ile kafelerde takılmak işiyle uğraşmaktan ve hızlı geçen sivil bir günün hüznünü yaşamaktan ankaraya bir türlü ısınamadım. dediğim gübü bunun içinde benim halet i ruhiyem çok etkiliydi belkide.
bir başkentte yalnız olmak her ne kadar arkadaşların olsa da pek çekilir değil. asker olmak da bi o kadar çekilmez aslında:) ancak çok hoşuma giden bir iki kafe şekli varki daha önce yine ankara da karşılaştığım bir mekandı. plaklarla müzik yayını yapan kafelerin olduğu bir yer... burası çok hoş. muhteşem bir müzik keyfi verebiliyorsun kendine. bu benlik bi muhteşemlik ama olsun....
ankaralılar benim kısıtlı bilgilerimi destekleyin lütfen :)))) şimdilik bir başkentin, bir internet kafesinden bu kadar...
son demlerinin yaşadığım askerlik günlerimde farklı hisler içinde olmam kadar normal bişey olmadığını düşünüyorum. kısa değil 5 ay boyunca gecisi gündüzü birlikte geçirdiğiniz bir gruptan, iyi arkadaşlıklar kurduğunuz ama askerde olduğunuz için belirli noktalarda arkadaşlık bile edemediğiniz bir yerde bitime çok az kala garip şeyler hissediyorum. üzülmüyorum onu belirteyim :)))
düşünmek... kendi kendine konuşmak.... son günlerde bol bol yaptığım aktviteler :) askerde bol bol vaktinin olduğu eylemlerde bunlar aslına bakılırısa ancak asker profili buna pek uygun olmadığı için arada kaynayıp gidiyorsun ve bi yerden sonra garip olanın senin yaptığın gibi herhangi birşeyi düşünmek olduğunu düşünüyorsun.
sıkınti stresi bol bol yaşadığın ve sivil mantığınla bağdaştıramadığın bir sürü olayın içinden sıyrılıp yeniden kendin olmaya yakın olmanın verdiği büyük sevinç yok değil hani.
hasılı kelam yaklaşık 26 gün sonra sivil bi insan olarak devam etmekteyim kaldığım yerden. sık sık yazar oldum burada da. yani burası için çok sık sayılabilecek neredeyse hergüne yakın bi süre yazılar gelmekte. şimdilik kendimde. ne zaman kendime gelirim bilmiyorum. paylaşımı olur yakında diye umud ediyorum.
aslına bakılırsa dışarıdan çok kısa bir süre olarak gözükse de einstein amcamızın izafiyet ile açıkladığı gibi burada yani içerde yani askerde :) çok zor günlerde geçmekte.
ankarada geçen bir yarım yıl zarfında her ne kadar çok gezip görüp değerlendiremediysemde güzelliklerinin yanında belki benden kaynaklanan bir solukluk vardı hep.
haftasonlar sem kafede yazpılan kahvaltının ardından başlayan bir günde ankarada hatta çoğunlukla kızılayda dolaşırken farklı şehirlerin farklı sokakları gelir hep aklıma.
tunalı,7. cadde ve bahçeli de dahil bildiğim yerlerde genel itibari ile kafelerde takılmak işiyle uğraşmaktan ve hızlı geçen sivil bir günün hüznünü yaşamaktan ankaraya bir türlü ısınamadım. dediğim gübü bunun içinde benim halet i ruhiyem çok etkiliydi belkide.
bir başkentte yalnız olmak her ne kadar arkadaşların olsa da pek çekilir değil. asker olmak da bi o kadar çekilmez aslında:) ancak çok hoşuma giden bir iki kafe şekli varki daha önce yine ankara da karşılaştığım bir mekandı. plaklarla müzik yayını yapan kafelerin olduğu bir yer... burası çok hoş. muhteşem bir müzik keyfi verebiliyorsun kendine. bu benlik bi muhteşemlik ama olsun....
ankaralılar benim kısıtlı bilgilerimi destekleyin lütfen :)))) şimdilik bir başkentin, bir internet kafesinden bu kadar...
Yorumlar
:Ppp
Neyse ne diyordum, Ankara görkemli değildir, bilsen de bilmesen de... Ama sevdiriyor mu ne kendini? Baharda değil de sonbahar ve kış mevsiminde hele... Hele sevdiklerinleysen, pek sevdiriyor.
Ah neyse işte:)
Az kalmasına sevindim, haydi hayırlısı!
:))