Çevre Mühendisliği Türkiye de

Bir çevre mühendisi olarak bence çevre mühendisliği açısından benim önceliklerim ;

1. Kesinlikle yenilenebilir enerjiler hakkında egitim konusunda ve yetişmiş eleman konusunda yetkinlik kazanmalı.( misal bir çevre mühendisi olrak yenilenebilir enerjiler, ki en çok sanıyorum ki elektrik mühendisleri ve çevre mühendislerini ilgilendirir, ben bu konuda en azından yüksek lisans bile yapamıyorum alım koşullarında çevre mühendisliği yok)

2. Öncelikli olarak var olan bütün düzenli deponi sahaları elden geçmeli ve stabil halde daha küçük kaynaklı illere referans olabilir halde uygulamaları yapılmalı. Yani büyükşehirlerimiz dışında diğer illere de deponi sahaları kurulmalıdır.

3. Kesinlikle atıksu geri kazanımı yapılmalı, arıtılan sular denize, nehire vs deşarj edilmemeli, belki arıtma kalitesi için bikaç daha küçük yatırımla evlerde yeniden temizlik suyu olarak kullanılmaya teşvik ve altyapı edilmelidir.

4. Atık geri kazanımından vazgeçilememeli ve var olan duyarlı sistemlerin iyileştirilip aynı düzenli depolama gibi yaygınlaştırılmalıdır. Birçok hammaddenin geri kazanılmasının ( misal cam, plastik, kağıt vs) ülke ekonomisine ne gibi katkıları olacağı konusunda yönetim ve sivil insiyatife baskı oluşturulmalı ve sermaye kaynakları başta olmak üzere bu konuya yatırım yapılması teşvik edilmelidir. Bu ekonomik kazancın geri kazanılmasını çok ekonomik bir dille açıklamak yerine halkında insiyatifi ve katkısını çekmek için; Ayşe teyzenin bugün gazetesini çöpe atmaması ve biriktirmesiyle, geri kazanıma dahil etmesiyle emekli maaşından bir ayakakabı parasını daha tasarruf ettiğini biliyor musunuz? Gibi ( reklamcı olmadıgım için ilk aklıma gelen ifadelerle yazdım, ancak bunlar bulunabilir.)

5. Hava kirlenmesi, kalitesi konusunda temel noktalarda başta sanayi ve ulaşım olmak üzere daha hassas olunmalı ve bu kirleticilerle alakalı salınım yapan (misal 15 yıllık bi aracın trafikte olması vergi veya başka yaptırımlarla engellenmeli) kirleticilerin kontrol altında tutulması gerekirse ciddi bi yaptırımla cezalandırılmalıdır.

6. Kanalizasyon ve altyapı sistemleri düzenlenmeli ve yağmur suyu ( ki su çok statjik olmaya başladı yani o, Su Savaşları söylemi neredeyse gerçekliğe yaklaştı ) arıtma sistemlerine değil barajlara aktarılmalıdır. Yağmur suyu hem arıtma sisteminde artımayı zorlaştırı kalitesini düşürür hemde boşuna arıtılarak arıtma maliyetini yükseltir.

Kişisel olarak benim ilk aklıma gelenler bunlar oldu. Belki çok idealist yaklaşımlar var ancak biz biliyoruz ki hayatta idealist olmadan başarıyı yakalamak güçleşiyor. Türkiye için en azından Avrupa Birliği kriterlerinde bikaç basit adım gibi görülsede bunların uygulanması ya da planlanması halinde ülkeye geri dönüşlerinin analizini yapmak zor değildir. Enerji ve su ne kadar kritik olduklarını, çok uzaklara gitmeye gerek yok sadece son iki üç yılda ki gündemdeki olaylarla kanıtladıdılar. Bunun için devlet desteğinin çevre konularında bu iki konu odaklı olmaması için hiçbir engel olmadığı gibi düşünülmemesinin ne kadar büyük staratejik hatalar oldukları aşikardır.

Bizler bu ülkede söz sahibi olmaya aday kişiler olarak birbirimizle didişmeyi bırakıp herkes kendi ilgi ve mesleğinde “Daha iyi bir ülke olması için ne olmalı, nasıl yapılmalı?” sorusunu kendine sormakla bence bir vatan borcuyla yükümlüdür. Neden değişmesini istediklerimizi sürekli söylerken neyin nasıl değişmesi konusunda taşın altında eli olanlardan olmayalım ki..

20.08.2008

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

16...

iyi ki doğdum :)))

"adam" lık