Kayıtlar

vazgal da yankılanan sesinde kalanlar....

Resim
karanlık odada bilgisayar ekranıma karışan sıcak bir kahvenin dumanında gördüm.... evet evet oydu gördüğüm... oda karanlık müzik amaçsız amerikan filmlerindeki kötü sahnelerde uyuşturucu kullanan gençlerin partilerinde çalınan türden şimdi. ne uyuşturucu kullanıyorum ne de amerikadayım... ama gencim. hayatta beklemek adına çok yol almak ile durmak noktasında hareketimin ayrımında kaldım şu sıralar. ya kalıp bekleyecektim yada durup duyacak ve görecektim. her öss sınavının akabinde yanlış ve doğru ilişkileri aarasındaki kavramsal tartışmam gibi doğrular mı ya da yanlışlarmı önemli bilemediğim bi zaman dilimi yine... saaatler günler haftalar ve aylar... ne kadar çok gruplanmışız böyle. 60 ımız toplanıyor dakika ediyoruz. onlardan da bi 60 tane olunca anca saat oluyomuşuz... oysaki yıllar atfedilmişti yüzlerimize... ne çok birikim var görüyorum ve şimdi anlıyorum, gözlerimde....milyonlarca dakikayla bakıyorum aynaya.....kolay mı sanıyorsun görmek böyle....değil... emin ol değil... kaldım ...

????

Resim
susmak ve sitem etmek arasında kaldım yine kağkar.... ne yapmalı bu şimdi.... herşeyi oluruna bırak ne kadar yırtınsanda şunu bil ki bi saniyesini bile değiştiremiceksin olacakların... gem vurdu yine.... of da bu, püf de.....

çölde kum tanesi olmak...

Resim
efenim öncelikle hoşgeldim tekrar buraya tunelsiz girip yazma mutlulugundayım yine yeni yeniden :) garip hisler yine bu bedende, anlamsız gelmiyo artık...karıştıtırken buldum bana gelen kısa mesajları not defretimde... ve şunu anladım ki zaman geçse de hislerimiz aynı kalıyor değişen sadece takvim dediği gibi bi dostumun.... oysa ne çok şeyler verdik değil mi zamana? ... neleri bırakmadık ki... lokman hekim görmedik mi o kadar şeyleri verirken ona... zamana bırakalım vardır, bi hayrı ne de olsa.... yıl 2005 işte bi kaç mesajlaşma sana.... " sen yine deve gibi batara adım atmayan, kum gibi benlik hastalığından uzak duran ol..." "kalanlar gidenlere üzülüyor, gidenler; şu gamlı dünyada kalanlara. kimse mutlu olamıcak mı şu kal git oyununda? " - bilmiyorum başım çok dumanlı.. anlamsızım..." " yine ne yandı gönlünde de tüttü başın? " " - fırtınadaki kum gibiyim... önce kurban sonra tufan...." .... ayrıca yorumsuzum...
İmza Kampanyası Lütfen blogspotyazarlari@gmail.com adresine blog adresinizle birlikte isminizi yazarak bir mail atın ve imza listesine blogunuzu ve isminizi ekleyin

soru işaretine yazılmış bir cevap......

Resim
saklanmak ne demek? insan neden saklanmak ister? aynada kendini göremediğinde; ilk kez hemde, nasıl davranmalı bu yürek? hayat neden, kendisine yüklendiğini görünce bütün yaşananların sesini çıkarmaz? kış erken değil mi hala yüzlerimde? yüzümüzün kışı uzun sürecekti belli ama neden bu bakakalışım sessizliğe? .... uzar gider soruları kendine... sessizdir çünkü içi; kendinden bile. zaman ile derin kavgaları vardı daha evvelde ama, bu sefer farklı... kan çıkacaktı.. ya gözde, ya yürekte... bir sessizlik bırakılır her gitmelerde. çığlık çığlık çağırıyor oysaki bir vapur, bir tren beyin hücrelerimde... halbuki ne ray var gözlerimde, ne de deniz şu yürekte... şarkılar sadece ses bana. hayat bi nefes alış. boşluk, bütün bir hacim gibi bu odada. gözlerim bakar oldu artık ekranada bomboş. "ne birini çağırır bu satırlarım, ne de susmalı gitmeye." dedi içindeki. "yürü; koşar adım yürü. az kaldı bensizliğe...." diye devam etti. neden nasıl niçin diye bitti film.. ne mutlu bir s...

sanal sayıksamalar....

Resim
Hani nasıl geçerdi değilmi güzellikler. Az inanmamıştık “seni seveceğim” diyenlere. Seviyorum diyenlere. Hayat çok yalan söyler oldu sanala dostluklar sığmaya başlayınca değilmi kağkar! Ya bilmiyorum ama benim bi farkım mı var yokmu? Niye ya da nedeni çok önemsememden çok kaybetmiş olsamda hala bunun peşindeyim. Birilerine öylesine bişeyler demek ne kadar kolaylaştı değilmi artık bilgisayar ekrarnından. MSN denilen sanal hayat portalımız artık anlatmıyor ve tatmin etmiyorda benim gibi gereksizi. Yazı ne kadar güçlü değilmi hakkında hislenip yazmaya başladığım kişiden hemen cevap geldi sana başlayınca kağkar. Kağkar ne desem biz senle uzun süre anlaşamıyoruz. Biliyorum çok kızıyorsun bana, ilgi fakiri bıraktım seni, kendi hayatıma daldım seni unuttum ondan böyle içime birikmişlik.... ne olacak dersin be kağkarım! İyileşecek mi bu yürek. Yine bakacak mı güzel güzel yeşil yeşil bu kahverengi gözün ardından görebilecek mi en maviyi? .... Ah ile vaha bağlayınca olmuyor demiştin biliyorum. B...

zaman akıp giderken

Resim
bol bol düşünüp hiç yaşamıyorsan hayatta; fiilsel boyutunu bırakıp düşünsel boyutta çok zaman geçiriyorsun demektir bu aslında. zaman kavramıyla işinin olmaması; saatlerin geçmediği manasına gelmediği bir gerçekken, yaşamında hareket olmamasının durağanlığı, haklı çıkarmaz bir sokak kenarında seni. yolun kısalığı ya da uzunluğu, aslına bakarsak bizim yürümeye ne kadar erken başlamış olduğumuzla alakalı olsa gerek " at binenin kılıç kuşananınsa" hala. yapma!!! bir kağıttan gemide yapma, ısırıktan saatte. zamanın en karanlık köşelierinde, erken yürünmeye başlanmış bir yol olarak kalsın çamurdan araban, cam kenarında... kara kara, bir beyaz kağıda ne kadar bakılır bilmiyorum. zamanın hareketini bıraktık ne de olsa geride. hareket yoksa zamanda. milyonlarca düşüncenin, binlerce kelimenin aklında geçmesiyle bitmiyor bir yazı. en büyük hareket bu hayatımda; kelimeleri tutup yerleştirmek HAYATA....